PSİNEMA

Anla ve Özgürleş

Before Sunrise & Before Sunset

Filmlerdeki felsefî konular nelerdir?

Before Sunrise & Before Sunset

Mesajgönderen Gizem Akgülgil » Cmt Şub 14, 2009 7:44 pm

Yönetmenler sayfasındaki Richard Linklater önerisi üzerine Before Sunrise'ı biraz önce izledim. Film hakikaten çarpıcı bir romatik komedi. Bir trende bir Celine ile tanışan Jesse, Viyana'daki tek gecesini Cecile ile geçirmeyi teklif eder. Film aksyion bekleyen Hollywood seyircisine kesinlikle hitab etmiyor, çünkü genelde diyologlar halinde devam eden filmde her hangi bir aksyion yok. Fakat film bir felsefe tarihi tadında devam ediyor. Antik yunan'da tartışılan zaman paradoksuna dair konuşmaların yanı sıra feminizm tartışmaları da ateşli bir şekilde yer alıyor. Descartes'ın mind body ayrımını vurgulayan Jesse'nin hiç bir zaman görmediği bir filme gitmedim, bana verilmemiş bir öpücük almadım sözleri de çok akıllıcaydı. Celine'in Tanrı anlayışı üzerine olan diyologuda da Hegel'in Tanrı görüşüdür: Tanrı ne bizlerden ayrı ne de bizim içimizde bir varlıktır. O iki kişinin ilişkileri arasında bulunur. Aşk üzerine de bir sürü felsefe yapan film tam da bu konular üzerine düşündüğüm bir sırada geldiği için bende güzel bir etki bıraktı. :) Before Sunset'i de biraz dan izleyip yazmaya devam edeceğim.
Kullanıcı avatarı
Gizem Akgülgil
Moderatör
 
Mesajlar: 102
Kayıt: Cmt Eyl 20, 2008 8:16 pm
Konum: ODTÜ Felsefe

Mesajgönderen Gizem Akgülgil » Sal Şub 17, 2009 12:12 am

Before Sunset yarım kalmış hikayemize merak edilen sorunun cevabını vererek başlıyor. Romantik erkeğimiz Jesse Celnie ile geçirdiği güne kaleme alıp bir kitap yazmıştır ve bestseller olmuştur. Kitap tanıtımı içinde bir kitapçıda Celine ile karşılaşır. Before Sunrise'ın son dakikalarında 6 ay sonra buluşmak için sözleşen çift buluşamazlar. ama aradan 9 sene sonra paris'te karşılaşırlar ve beraber bir buçuk saat geçirirler. Before Sunset daha az felsefe daha çok psikoloji içeren bir film olmuş Before Sunrise ile kıyaslarsak. Yine feminist konuşmalar, 'an'ın anlamı üzerine yapılan diyologlarda felsefe kendini gösteriyor ancak çok değil. Daha çok aşkın ve gerçek hayatın nasıl olduğu üzerine bazı psikolojik örnekler vererek konuşuyor çift. İki filmde de en çok sevdiğim sahne ise; ilk filmde Celine ve Jesse'nin bulunduğu tüm mekanları onlar gittikten sonra filmin sonunda, yalnız ve boş göstermesiydi. Seyirji ve karakterler için mekanlar anlam dolu ve önemliyken, ordan geçen insanlar için sıradan mekanlardı. Before Sunset de ise film başlamadan o "anlamsız" ve "boş" mekanları gören seyirci, hemen o mekanların güzel anılarla dolacağının farkına varıyor.
Kullanıcı avatarı
Gizem Akgülgil
Moderatör
 
Mesajlar: 102
Kayıt: Cmt Eyl 20, 2008 8:16 pm
Konum: ODTÜ Felsefe

Mesajgönderen Murat Küçükhemek » Pzt Mar 23, 2009 2:27 pm

Aynı oyuncuların 9 yıl sonra devam filminde bir araya gelmeleri ayrı bir güzellik ve gerçeklik katıyor. Before Sunrise filmindeki an'a ve geleceğe dair neşeli entellektüel diyaloglar, Before Sunset'te beraber geçirilen güne olan özleme bırakır yerini. Jesse evli ve bir çocuk sahibi bir yazar, Celine'in ise bir çevre örgütünde çalışmaktadır. Hayata atılmışlardır ama aşka dair beklentileri gerçekleşmemiştir. Beraber geçirdikleri o gün, beklentilerinin referans noktasıdır. İkisi de geçirdikleri o günün heyecanını ve hazzını bulamadıkları için mutsuzdurlar bir bakıma. Film çarpıcıdır çünkü genel olarak insanlar -belirledikleri referans noktalarına göre- yaşadıklarından daha fazlasını beklemektedir aşk ve sevgi adına. İşte bu noktada ilişkilerin heyecan verici zamanlarının merkez olarak alınması, aynı veya farklı ilişkinin bi şekilde sıradanlaşmasını ve heyecanın sürdürülebilir olmamasını kabullenmeyi engellemekte ve mutsuzluk katsayısını artırmakta önemli bir rol oynamakta.
Kullanıcı avatarı
Murat Küçükhemek
 
Mesajlar: 7
Kayıt: Pzt Oca 26, 2009 12:09 am
Konum: Yönetici

Mesajgönderen Hande Demirci » Pzr May 31, 2009 1:25 pm

Before Sunset filmini iletişim hataları konusu üzerinden ele almak istiyorum.

öncelikle iletişim ve ieltişim hataları konusunda bir iki şeye değinmek istiyorum.

İletişimin geçmişi, insanlık tarihi kadar eskidir. İlk insanlardan başlayarak insanlar, hayatlarını sürdürebilmek amacıyla, birbirleriyle iletişim kurmuşlardır. Bu iletişim sayesinde, bir yandan yeni bilgiler kazanılmış; bir yandan da bu bilgiler, saklanmış, korunmuş ve sonraki nesillere aktarılmıştır. Bu aktarma işleminde en fazla kullanılan iletişim yöntemi, sözlü iletişimdir. İnsanoğlu, konuşan bir varlık olmanın ayrıcalığını ve üstünlüğünü değişik ihtiyaçlarını gidermek için kullanmaktadır. Bunlar;

Konuşma insan olmanın bir gereğidir: Konuşma becerisi, insanın hem doğal bir ihtiyacı hem de diğer canlılara nispetle bir ayrıcalık ve üstünlük belgesidir. Konuşma, yalnızca insanoğlunu özgü bir yetenektir. Daha kısa ifade edecek olursak, insan olduğumuz için konuşuruz. Konuştuğumuz için insanızdır.

Konuşma insanın biyolojik bir ihtiyacıdır: Duygu, düşünce, hayal, üzüntü ve sevinçlerimizi en kısa ve en uygun dışa vurma yolumuz konuşmadır. Kazanılan bilgi ve deneyimlerin geçmişten bugüne taşınabilmesi için konuşmaya ihtiyaç vardır.

Öğrenmek için konuşmaya ihtiyaç vardır: İnsan olarak hayatımızda çok önemli bir yeri olan "öğrenme" işleminin gerçekleşebilmesi için konuşmaya ihtiyacımız vardır. Modern öğrenme sistemleri içerisinde "yüz yüze" öğretimin yerini alabilecek herhangi bir sistem henüz bulunamamıştır.

Öğretebilmek için de konuşmaya ihtiyaç vardır: Hayatın önemli parçalarından birisi olan "öğretme" işleminin gerçekleşebilmesi için de konuşmaya ihtiyacımız vardır. Bilgi, görgü ve deneyimler, diğer insanlara en hızlı ve verimli şekilde konuşma yöntemiyle iletilir.

İLETİŞİM HATALARI

Yıkıcı eleştiri
: Kişilerin birbirlerinin olumsuz yönlerine odaklanmaları ve olumlu yönlerini görememeleri sonucu birbirlerini incitecek şekilde eleştirmeleridir.

Genelleme: kişilerinbirbirlerinin kişilik özelliklerini içeren yargı eleştiri ve genellemeler yapmalarıdır. Örneğin “sen zaten hep bencilsin.”

Akıl okuma ve yıkıcı niyet geliştirme: Kişilerin birbirlerinin söylediklerinden çok söylemediklerini anlamaya ya da söylenenlerin arkasındaki niyeti anlamaya çalışmalarıdır.

Geçmişi getirme: Kişilerin geçmişte yaşanan olayları hatırlatarak iletişimi bozmalarıdır.

Kendini bütünüyle haklı görme: Kendini bütünüyle haklı, karşıdaki kişiyi ise bütünüyle haksız konuma düşürme çabası sonucu iletişimin kesilmesidir.

Mantığı silah olarak kullanma: Örneğin “madem aynı görüşte değiliz o halde benim dediklerimi çürüt senin dediklerini yapalım.”

Ses tonunu yükseltme: Kişilerin ses tonunu yükseltmesi çoğunlukla iletişim bozulmasına yol açar.

Filme dönücek olursak, filmdeki iletişim hatalarına birçok örnek gösterilebilir.

Jesse'in Celine ile karşılaşması,kahve içmeye giderken yoldaki konuşmalarından Celine' nin buluşmaya gelip gelmediğini sorduğu ve Jesse'in gitmesine rağmen gitmediğini söylemesi ve ardından gelen konuşma sahneleri,
Jesse'in Celine'nin babannesinin ortuğu yere kadar hatırlaması ve Celine'nin buna şaşırması ve ardından konuşmaları,
Jesse'in düşüncelerini Celine'ye farklı aksetmesi,
Jesse'in yaşadıkları anıları ilk günki gibi hatırlarken, Celine'nin hatırlamaması ve duruma Jesse'in kızmasına rağmen belli etmemesi,
Jesse'in kitabı yazmasındaki amaçlardan birinin Celine' yi bulmak olduğunu ve 'ne cehennemdeydin' diye sormak olduğunu sölemesine rağmen Celine'nin çok fazla tepki vermemesi,
Jesse'nin aslında içten içe Celine kızgınlığını , nefretini dile getiriyor fakat Celine pek fazla üstüne alınmıyor,
Jesse'nin Celine buluşma günü gelmiş olsaydı hayatlarının çok güzel olacağını söylemsei üzerine Celine'nin vermiş olduğu tepki iletişim hatalarına birer örnek olabilir.





[/b]
Kullanıcı avatarı
Hande Demirci
 
Mesajlar: 4
Kayıt: Cum Mar 06, 2009 7:52 pm
Konum: Ufuk Üniversitesi Psikoloji Bölümü

Mesajgönderen Berk Karaoğlu » Çrş Haz 03, 2009 10:51 pm

Öncelikle "Before Sunset" filminin akışının başroldeki iki oyuncu ile diyaloglar şeklinde geçmesi bu filmi diğer filmlerden ayıran en önemli özellik idi bana göre.

Bende bu film ile ilgili iletişim hatalarına değinmek istiyorum. Öncelikle iletişimin, insanlar arasında duygu, düşünce ve bilgilerin her türlü yolla başkalarına bildirimi ile tanımlarsak bu filmde sadece bu tanımdan yola çıkarak iletişim hatalarına bir çok örnek bulabiliriz.
Hande arkadaşımında söylediği iletişim hatalarından özellikle akıl okuma ve yıkıcı niyet geliştirme, geçmişi getirme gibi türler bu filmde sıkça yaşanmıştır.

Örneğin, celine'in bir sahnede jesse'ye " belkide sadece seninle avrupa'yı gezerken iyiydik" demesi geçmiş bir yaşantıyı getirerek iletişimi bozmaya örnek olabilir.
Yada jesse'nin rüyalarında celine'i gördüğünü söylediğinde celine'in bunu "külodumun içinemi girmeye çalışıyorsun" şeklinde sadece seksüel bir niyetinin olup olmadığını anlamaya çalışması akıl okuma ve yıkıcı niyet geliştirmeye örnek olabilir.
Bunların dışında ilk yürüme sahnesinin sonlarında sadece çevre ve politik konuların aşırı ve abartılı bir şekilde konuşulması söylemek istediklerini söylemeyen ve iletişimi istediği şekilde kuramayan bir çifte örnek verilebilir.
Ayrıca daha önce yaşadığı şehirler hakkında bilgi sahibi olmamaları hatta telefonlarını bile almamaları iletişimin eksikliğine bağlanabilir.
Özellikle duygularını açıkça belli edemeyen Celine'in aradaki iletişim bozukluğuna en büyük zararı verdiğini görebiliyoruz. Buna en son Celine'in arabaki duygusal olarak boşalması sonrasında, Celine'in Jesse'nin başını okşamak istemesine rağmen kendine engel olması gösterilebilir.
Bunun dışında Celine'in Jesse ile beraber olduğu ilk günü hatırlamasına rağmen hatırlamıyor gibi yapması,
Jesse'nin buluşma gününe geldiğini söylemesi üzerine bile Celine'in fazla tepki vermemesi,
Jesse'nin bu kitabı seni bulabilmek için yazdım gibi bir söylem üretmesine rapmen Celine'in yine tepkisinin yetersiz olması,
Celine'in "Bugün son günümüz olsaydı ne yapardık" demesinden sonra Jesse'nin hareketine karşılık vermemesi ve ortamdan uzaklaşmak istemesi gibi iletişim hataları örnek verilebilir.
Kullanıcı avatarı
Berk Karaoğlu
 
Mesajlar: 37
Kayıt: Pzt Mar 23, 2009 8:14 pm
Konum: İzmir Terapi ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi
Film türü tercihi: Bilimkurgu
Eğitim/Meslek: Psikolog

Mesajgönderen Emine Şaşmaz » Prş Haz 04, 2009 12:21 pm

İletişim: Düşünce ve görüşlerin sözlü olarak karşılıklı alışverişidir.

İletişim Bozukluğun Nedenleri
1-Ön yargılı olmak
2-Empati kuramamak(kendini karşındaki kişinin yerine koymak)
3-Konuşan kişinin sözünü kesmek
4-İyi bir dinleyici olmama
5-Konu hakkında konuşurken yanlış kelimeler kullanmak
6-Argo kelimeler kullanmak
7-Karşımızdaki kişiye lakap takmak
8-karşımızdaki kişi konuşurken başka şeylerle ilgilenme
9)fazla herkesi eleştirmek yani aşrıya kaçmak her yaptığının eleştirmek Bu gibi davranışlar iletişim bozukluğunu daima tetiklemiştir.



Filmin başında yazar Jessie kendisine sorulan soruları yaşadıklarını yansıtmak ve yansıtmamak arasında kalarak net bir şekilde cevaplayamamaktadır ve Celine’yi karşısında gördüğü anda ise cümlelerini toparlayamamaktadır. 9 yılın sonunda birbirlerini gördüklerinde şaşkın olmalarına rağmen sanki sürekli görüşüyorlarmış gibi birbirlerini karşılamaları Jessie’nin çok şaşkın olmasına ve telaşlanmasına rağmen ‘seni görünce telaşlanacağımı sandım’ demesi ve kızgınlıklarını yansıtmayacak bir yüz ifadesi takınmaları duygularını ifade etmemelerinin göstergesidir. Celine’nin hikayeyi dün gibi hatırlamasına rağmen ‘kitabın hakkında bir makale okudum hayal meyal tanıdık geldi’ demesi, Celine’nin ‘Viyana’ya gittin mi?’ demesi üzerine Jessie’nin hayır demesi sırasında Celine’nin takındığı surat ifadesi üzülmemiş gibi yapı ‘iyi ki gitmemişsin’ demesi ardında peki neden gitmedin ben gidebilirdim sen neden gitmedin demesi. Daha sonra Jessie nin gittiğini öğrendiğinde Celine’nin benden nefret ettin mi ne hissettin demesi Jessie nin hayatım ondan sonra kötüleşiyor deyip ardından gülmesi şaka olduğunu söylemesi. Arada kullanılan argo kelimeler Celine’nin kendisi hakkında söylediği ‘Fransız şıllık gelmedi’ diye neden yazmadın demesi, Celine’nin Jessie daha sözünü bitirmeden araya girip konuşmaları ard arada yapılan yorumlar takınılan yüz ifadeleri. Celine ‘Beni romanda evhamlı yapmışsın’ diyor Jessie ise hemen ardından biraz öylesin dediğinde Celine hemen böyle mi düşünüyorsun deyince Jessie’nin gülüp hayır demesi ve diyalogların sürekli bu şekilde sürmesi. Jessie’nin, Celine Sana bir şey söylemek istiyorum diyor sonra konu değişiyor Celine devreye giriyor ne kadar vaktimiz var diye soruyor. Sık sık birbirlerinin sözünü kesmeleri örneğin Jessie dünya iyiye gidiyor demesi üzerine Celine’nin Jessie tam bir şeyler söylemek isterken sürekli sözünü kesmesi Kendini bütünüyle haklı görerek fikrini kabul ettirmeye çalışması. Kafede otururken Celine’nin şuan ki sorunun ne diye sorduğunda Jessie’nin şuan hiçbir sorunum yok demesi. Gülünmeyecek olaylara bile gülebilmeleri. Celine nin söylesene farklı mıyım demesi üzerine Jessie biraz daha zayıfsın dediğinde o zaman şişman mıydım söylesene şişman olduğumu düşünüyordun evet söyle böyle düşünüyordun demesi. Cinsel ilişkiye girmelerine rağman Celine’nin hatırlamıyormuş gibi davranması. Bazı şeyleri kafamdaki çekmeceye koyup unutmak istiyorum onları düşünüp üzülmekten iyidir diyor ve Jessie o gece senin için üzücü müydü dediğinde hayır diyor kelimeleri sürekli değiştiriyor. Jessie o geceyi unutmadım dediğinde Celine ben de diyor Jessie ona baktığında ise yani unutmadığımı sandım diyor. Parkta yürürken Celien hayatım iyi olsada ben kederli biri olacağım öyle mi dediğinde Jessie kesinlikle diye cevap veriyor onu çok iyi tanımamasına rağmen önyargıyla yaklaşıyor. Bu gece öleceksek ne hakkına konuşurduk demesi üzerine Jessie bir otel odasında birlikte olmaktan bahsediyor bunun üzerine Celine’in bir otel odasına gerek yok neden burada bir bank üzerinde yapmıyoruz demesi ve Jessie onu tutup kucağına oturtması sonra bu gece ölmeyeceğiz deyip hiçbir şey olmamış gibi davranmaları ve ne yapmak istediklerini tam olarak kavrayamamaları. Konuşurken konunun aniden değişmesi, takınılan yüz ifadeleri, uygunsuz mimikler. Celine’nin bir ilişkiyi bir anda unutamadığım için kendimi hep anlık hissetmişimdir, erkekler benimle birlikte oluyor fakat sonra başkasıyla evleniyor neden bana evlenme teklifi etmiyorlar hayır diyebilir ama neden bana teklif etmiyorlar demesi kişi içi çatışmaya örnek olabilir. yine Celine’nin arabada kadınlar bazı şeyleri anlamamazlıktan gelir demesi üzerine Jessie’nin şaşkın bir ifadeyle öyle mi demesi. Jessie arabada benim hayatım daima berbat diyor ve Celine bu duruma gülüyor. Jessie ‘Rüyamda seni görüyorum trende sürekli geçip gidiyorsun. Diğer rüya da ise yatakta benim yanımda çıplaksın ve hamilesin sana dokunmak istiyorum ve sen hayır deyip birden bire başını çeviriyorsun ama ben dokunuyorum bileğine dokunuyorum sonra ağlayarak uyanıyorum ve karım bana bakıyor kendimi ondan milyonlarca kilometre uzakta hissediyorum’ demesi yine kişi içi iletişim ve çatışmaya örnek olabilir. bunların üzerine Celine ona dokunmak istiyor fakat elini geri çekiyor üzülmesine rağmen gülüyor. Celine ‘Söylesene bu kabusların gerçek mi yoksa benimle yatmak için mi söyledin’ dediğinde Jessie’nin ‘evet bunu hep yaparım’ demesi. Evde Jessie’nin ‘Şarkıdaki ismi buraya gelen her erkek için değiştiriyor musun?’ demesi üzerine Celine’nin ‘elbette sana mı yazdığımı düşünüyorsun deli misin sen demesi’ ve buna benzer diyaloglar, söylemek istedikleri şeyleri söylememeleri, uygunsuz tepkiler, konuşulandan farklı takınılan mimikler, birbirlerinin sözünü kesmeleri, argo kelimeler iletişim hatalarına örnek verilebilir.
Kullanıcı avatarı
Emine Şaşmaz
 
Mesajlar: 17
Kayıt: Cmt Şub 28, 2009 5:24 pm
Konum: Ufuk Üniversitesi


Dön Sinema ve Felsefe

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron